YOZGAT'IN ÇATAL KAPILARI

YOZGAT'IN ÇATAL KAPILARI



Şu mütevâzı, sevgi dolu yüreğinle kim bilir kaç kez sabah güneşine gülümseyerek açtın kollarını, kanatlarını !...
Kaç kez şahit oldun, yorgun başını kızıl ufuklardaki bulut tüyü yastıklara gömmek için veda eden güneşin batışına!...

Çatalca kapım, güzelce kapım!...
Hani nerede; heyecanla ardına kadar açıldığın hatırlı misafirler?
Midesine aş, heybesine azık koyduğun dilenciler?!...
Nerede, eşiğinde halay çeken, "Köprüden geçti gelin" türküsünü koro'laştıran bıçkın delikanlılar;
Çifte belikleri bellerini döven, "Lôlü" oynayan hilâl kaşlı eli kınalılar?
Nerede ata binip gelin gidenler,
Attan inip, gelin gelenler?!...

Siyah urbaların solmuş, şimdi garip, mahzun olmuş!
Kolun kanadın tutmaz, tokmağın vurmaz, kilidin açmaz olmuş...
Seni ihmâl edenlerin körpe hayâllerinin içinde hatıraları hapsedilmiş,
Sıla-i rahim yapanların yürekleri burkulmuş!...

Çocukluk taylarımı koşturduğum avlumun yılmaz bekçisi..
Beni durdurabilen, surlarımın ikiz kalkanlı, akıncı kanatlı deli serdarı!
O nasıl bir sadâkattır ki, tütmeyen baba ocağımı hâla beklemektesin?
Sönmüş ocaktaki küllere kaba soluk, hâla üflemektesin!
Söyle, seni bu hâllere koyan kim?
Çifte kanatlarına, çifte prangalar vuran kim?...

Sen ki, anılarımın şanlı tarihisin!
Anılarım sana emânet, sen de Allah'a...

(Nusret ÖZBAY)
Resim :Yılmaz Daşdemir

Güncelleme Tarihi: 14 Mayıs 2020, 12:28
YORUM EKLE