Alparslan Tekbaş Yazdı: Doğduğun yerde misin, doyduğun yerde mi?

Bugün Seyitgazi İlçesi filmini izleyince doğduğum kasabaya gittim, bir an…

Alparslan Tekbaş Yazdı: Doğduğun yerde misin, doyduğun yerde mi?

Bugün Seyitgazi İlçesi filmini izleyince doğduğum kasabaya gittim, bir an…

Sonra kendime “Doğduğum yer mi yoksa doyduğum yer mi” diye sordum…

Genelde “nerelisin?” sorusunu cevap olarak doğduğumuz yeri söyleriz. Aslında Atalarımız doğduğun yer değil, doyduğun yer demiş…

Bana da nerelisin diye sorulduğunda, “tabi ki doğduğum yeri önce Eymir’i söylerim,” arkasından “Sorgun/Eymir” söylerim. Baktım tam olmadı “Yozgat/Sorgun/Eymir Kasabasını” yapıştırırım.

Doğduğumuz yere bir katkımız yoksa ve kendimize de bir faydamız yoksa arayışımız bu defa doyacağımız yerlere olur. Zamanla insan doğduğu yeri değil, geçimini sağladığı yeri yurt ediniyor. Ama “Yozgat” kelimesini duyunca ya da bir “Yozgatlıyı” görünce başka bir havaya girdiğimde doğrudur. Buna siz “Mikro Milliyetçilik” diyebilirsiniz. Yozgat’ın ve Yozgatlının yeri bambaşka bende ama doyduğumuz yerinde kıymetini bilmemiz gerekir.

Kimileri gibi benimde yuvadan ilk uçuşum eğitim süreci ile başladı. Başka şehirde üniversite okumak, tek başına hayatta durabilmeyi, kendimize bakabilmeyi öğrendik ilk olarak. Lakin iş öyle tahmin edildiği gibi kolay olmuyor aslında. Kocaman şehirde bir başınıza yapayalnız kalmak başka bir şey… Her gün yeni bir şeyler öğreniyorsunuz; dolmuşta, kafede, sınıfta…

İtiraf edeyim, çocukluğu küçük bir kasabada geçirip sonra çıkıp ta yeni ortamlara, yeni insanlara alışmak çok zor geldi ilk başlarda… Zamanla alıştım/alışırız ama aynı zamanda tanımaya başladıkça tecrübelerimizle insanlara kolay güvenilmeyeceğini de öğrendim/öğreniriz…

Eğitim sürecini tamamladıktan sonra doğduğumuz yerde geçimlerimizi sağlayamadığımız için uzak diyarlarda iş sahibi olabilmek uğruna Eymir’de kurduğum, üniversite yıllarında besleyip büyüttüğüm hayallerimi de bir bavula koyarak terk-i diyar ettik memleketi, çıktık yolculuğa… Daha iyi yaşam koşullarına ve hayatlarımızı devam ettirmelerimize olanak sağlayan ortamlara doğru…

                                                                                                

Nerede doyarsak doyalım memleket (Yozgat) başkadır, bize imkân sağlayamamış olsa da (Eymir’e) ona sitemimiz yoktur. Yeni memleketler görsek, oralara yerleşsek, oralarda çoğalsak da, asıl kökenimiz olan memleketimizi(Yozgat’ı) asla unutmayız.

Yozgat’ı hiç görmese bile nüfus kütüğü üzerine inşa ettiği memleket(Yozgat) bağlılığı bir gurur kaynağıdır, Yozgatlının yüreğinde. Bu nedenle birçoğumuz emeklilik vakti gelip çattığında doyduğumuz yerde elde ettiğimiz tohumu doğduğumuz topraklara ekmek için fırsat kollarız.

Bizleri mutlu veya mutsuz eden sahip olduklarımızdan çok, sahip olduklarımıza ilişkin düşünce ve yorumlarımızdır. Paramutluluk için tek hedef olarak alanlarla ilgili olarak çok sayıda acıklı öykü biliyorum. Bu nedenle hayatı karmaşıklaştırmaya hiç gerek yok. Hayatın bize en büyük armağanlarından biri mutlu olma gücünün dış koşullara bağlı olduğundan daha çok içimizde olmasıdır.

Son söz: Karnımızın doyduğu şehirlerin, yüreğimizi de doyurması dileğiyl

Sarıgöz Tasarım Ofisi

YORUM EKLE