Prof. Dr. Kürşat Zorlu Yazdı! "Araplara Ölüm" Sloganı ile Arap Ligi Nasıl da Uyutuluyor!

Dün Mescid-i Aksa’da gerçekleşen menfur saldırı elbette bir anda meydana gelmedi. İşgalci zihniyetin bir ürünü olduğu kadar kısa süre önce başlayan gelişmelerin de neticesiydi. Daha ramazan ayı başlarken işgal altındaki Kudüs'ün ana kapılarından biri olan Şam Kapısı kapatıldı. İki hafta kadar önce de İsrail’deki bazı aşırı gruplar Kudüs’te Filistinlilerin yaşadığı mahallelerde “Araplara ölüm "sloganı attılar. Evlere saldırdılar, yoldan geçen araçları durdurup Arap mı yoksa Yahudi mi diye sorguladılar. Çok sayıda yaralı ve hasar vardı. Fakat daha hazin olanı Arap ülkelerinin sorumsuzluğu ve hatta bunda payı olmasıydı!

Prof. Dr. Kürşat Zorlu Yazdı! "Araplara Ölüm" Sloganı ile Arap Ligi Nasıl da Uyutuluyor!

Dün Mescid-i Aksa’da gerçekleşen menfur saldırı elbette bir anda meydana gelmedi. İşgalci zihniyetin bir ürünü olduğu kadar kısa süre önce başlayan gelişmelerin de neticesiydi. Daha ramazan ayı başlarken işgal altındaki Kudüs'ün ana kapılarından biri olan Şam Kapısı kapatıldı. İki hafta kadar önce de İsrail’deki bazı aşırı gruplar Kudüs’te Filistinlilerin yaşadığı mahallelerde “Araplara ölüm "sloganı attılar. Evlere saldırdılar, yoldan geçen araçları durdurup Arap mı yoksa Yahudi mi diye sorguladılar. Çok sayıda yaralı ve hasar vardı. Fakat daha hazin olanı Arap ülkelerinin sorumsuzluğu ve hatta bunda payı olmasıydı!

Aslında İsrail’de artan bu aşırılık iklimi özellikle 2000’den sonra aşama aşama yönetime de yansımış gözüküyor. Netenyahu’nun iktidarını korumak için aşırı gruplarla yaptığı temas da bunda etkili oluyor. Ve toplum benzer eğilimleri takip ediyor. Pew Araştırma şirketinin bir anketine göre, İsrail’deki Yahudilerin %48'i "Araplar İsrail'den gönderilmeli" ifadesine katılıyor.

Ne yazık ki Arap Ligi’nin üyeleri de verilen tavizler ve yanlış politikalarla bu ifadeyi onaylamış oluyorlar. Kendi aralarındaki savrukluk ise pek çok bölgesel meselede etkisiz kalınmasını sağlıyor. Filistin meselesi sadece bunlardan biri.

Haddizatında bu ülkeleri yöneten siyasi elitler, kendi ülkelerinde gelir adaletsizliği, ekonomik refah, insan hakları gibi kavramların güçlenmesini istemiyorlar ve bir tehdit olarak görüyorlar. Son dönemde İsrail ile başlattıkları yeni sürecin bir boyutu da bununla ilgili. Filistin’in normalleşme anlaşması reddedilsin önerisine ivedilikle hayır demeleri bahsedilen bu anlayışlarının da bir tezahürü.

İyi hatırlıyorum. Trump’ın Kudüs’ü tanıma ve Elçilik açma kararını açıkladığı gün Arap Ligi Genel Sekreteri Muhammed Al-Issa, haberi olmasına rağmen Washington’da hahamlarla yaptığı dostluklardan, sinagogta yaptığı ziyaretten ve dinler arası diyalogdan söz ediyordu.

Arapların bu yöneliminin Türkiye açısından da gözden geçirilmesi gerekiyor. Zira Filistin konusunda en net tavrı koyan ülke Türkiye'dir. Üstelik dış politikasındaki dengeleri riske atacak şekilde... İsrail ile ABD’nin sarsılmaz birlikteliği dikkate alındığında Türkiye tavrını gösterdikçe iki ülke arasındaki sorunlar burada da kendisini hissettirmektedir. 24 Nisan’da Biden’ın sözde soykırım çıkışında Ermeni lobisinin etkisi kadar Yahudi lobisinin artık buna yol verme iradesinin olduğunu atlamamak lazım. Bu sürecin Türkiye'nin Mısır, S.Arabistan gibi ülkelerle normalleşme adımlarının gündemde olduğu bir dönemde yaşanması daha da önemli hale getirmektedir.

Son söz yine Arap ülkelerine olsun. Emekli Kıd.Albay Oğuz Kalelioğlu’ndan duymuştum. Onun anlattığına göre Merhum Rauf Denktaş bir gün kendisine Filistin Devlet Başkanı Yaser Arafat’la yaşadığı bir konuşmadan bahseder. Arafat, Denktaş'a şöyle der: “Sizler ne kadar da şanslısınız arkanızda dağ gibi bir Türkiye var. Bizim arkamızda hiçbir zaman hiçbir Arap devleti böyle durmadı..."

Arap ülkeleri yarın bu gündem maddesiyle Katar'da bir toplantı yapacaklar. Talep Filistin'den geldi elbette...Pek iyimser olmasam da bu kez umarım kalıcı ve tavize sürüklenmeyen bir duruş sergilerler. 

Ali Rıza Altan

YORUM EKLE