Prof. Dr. Mehmet Öcal Oğuz Yazdı! "Halk Biliminde Türk Kuramı Üzerine"

HALK BİLİMİNDE TÜRK KURAMI ÜZERİNE... Bu konu genç yaşlı pek çok meslektaşımız tarafından biraz mahcup, biraz suçlu çoğu zaman da kendinden öncekilere kızgın veya kendinsen sonrakilere sorumluluk yükler bir eda ile "biz Türkler halk bir kuram üretemedik."

Prof. Dr. Mehmet Öcal Oğuz Yazdı! "Halk Biliminde Türk Kuramı Üzerine"

HALK BİLİMİNDE TÜRK KURAMI ÜZERİNE...iliminde neden bir

Bu konu genç yaşlı pek çok meslektaşımız tarafından biraz mahcup, biraz suçlu çoğu zaman da kendinden öncekilere kızgın veya kendinsen sonrakilere sorumluluk yükler bir eda ile "biz Türkler halk bir

kuram üretemedik" diye dile getiriliyor ve içimizden birinin "suyun kaldırma kuvvetini bulur gibi" bir anda ortaya çıkması hayal ediliyor.

Öncelikle bu kuram meselesini bütün fen, sosyal ve beşeri bilim süreçlerinden yalıtarak ve "bileşik kaplar" gerçeğini görmezden gelerek sadece halk bilimcilerin bir sorunu veya eksikliği olarak ele almak doğru değildir. Uygarlığın ilerlemesi ve bu kapsamda toplumun çözüm bekleyen sorunlarının çeşitlenmesi ile bilimin bunlara çözüm ararken sağlayacağı gelişim imkân ve süreçleri birlikte düşünülmelidir.

Kuramlar, hayatın ve bilimin doğal akışı içinde öncü olanların, öne düşenlerin, önde gidenlerin, sorunu olanların, soru soranların, sorularına cevap arayanların dışa vurumları, hipotezleri, buluşları, keşifleri, çözüm önerileri veya yol göstericilikleridir.

Her bilim dalında olduğu gibi halk bilimi de tartışmalarını toplumların birikimleri ve beklentileri üzerine inşa etmektedir veya etmelidir. 21. yüzyılın Türk insanının birikimleri ve beklentileri, bu kapsamda sorunu nedir ki bunun üstüne halk bilimsel bir öneri ve çözüm arayışı başlasın ve bunun üzerine de kuram denilen çözüm yolları ve önerileri ortaya çıksın?

Bu konuda tekil olarak Türk halk bilimi çalışanını suçlamak haksızlık olur. Zira tarım toplumundan sanayi toplumuna geçiş sürecinden başlayarak bu günün, bu çağın veya 21. yüzyılın uygarlığının gelişmelerini de toplum olarak biraz geriden takip ediyoruz. Toplumsal ve kültürel olaylar ve sorunlar önde giden toplumlarda yaşanırken üretilen çözümleri de çeviriler yoluyla sonradan öğreniyoruz. Yani biz sorunun ne olduğunu anlamaya çalışırken onlar kendi toplumlarında ortaya çıkan sorunun çözümünü bulmuş oluyorlar. Yani halk biliminde kuram üretmek, roketi önce yapmak, uzaya önce gitmek, interneti önce bulmak gibi bir şey... Mümkün mü? Elbette. Bileşik kaplar meselesi. Toplumun bütün kesimleriyle dünyanın önüne düşmek ve bu öncülüğün sorunlarını görmek gerek.

Bir daha vurgulamak gerekirse kurama giden yolun başlangıcı, önce sorunu olmak, sonra bu sorunu görmek ardından da çözüm için yol ve yöntem bulmak ve geliştirmektir. Sorumluluk sahibi bir bilim alanı veya bilim insanı bunu yapıyorsa iş hallolmuştur. Mevzu ona bir kuram adı vermek ise bırakın "istim arkadan gelsin". Dünyada da böyle olmuştur. Kimse ben kuram buldum adını da şunu koydum diye kapı kapı dolaşmaz.

Bana göre sorunu "Türk halk biliminin neden bir kuramı yok" şeklinde değil de, Türk halk bilimi çalışanı öncelikle kendi alanında kendi çağının sorunlarını görebiliyor mu sonra da buna çözüm önerileri getiriyor mu diye ortaya koymak gerekiyor. Eğer derde deva bir şeyler ortaya çıkıyorsa daha sonra birileri çıkar bu yaklaşımın adı şu olsun der.

Güncelleme Tarihi: 07 Şubat 2021, 22:22

Ali Rıza Altan

YORUM EKLE