Prof. Dr. Şamil Öcal Yazdı! "Hayata Dair Beş Soru"

İlkçağlardan beri hayat , ya da canlılık varlıklar için bir üstünlük nişanesi olarak görülmüş ve varlıklar arasında hayat sahibi olanlar diğerlerine oranla daha üstün ve değerli sayılmıştır. Dinler ve dindar filozoflar hayatı, en yüce Varlık olarak Tanrı’nın en önemli sıfatlarından biri olarak kabul etmişlerdir.

Prof. Dr. Şamil Öcal Yazdı! "Hayata Dair Beş Soru"

HAYATA DAİR BEŞ SORU

Şamil ÖCAL

Giriş

İlkçağlardan beri hayat , ya da canlılık varlıklar için bir üstünlük nişanesi olarak görülmüş ve varlıklar arasında hayat sahibi olanlar diğerlerine oranla daha üstün ve değerli sayılmıştır. Dinler ve dindar filozoflar hayatı, en yüce Varlık olarak Tanrı’nın en önemli sıfatlarından biri olarak kabul etmişlerdir. Aristoteles ve onu izleyen Meşşaî filozoflar semâvî cisimlerin dairevî hareketlerine ve onların yeryüzündeki oluş ve bozuluşun en yakın etkin sebepleri olmalarını göz önünde bulundurarak canlı olduklarına karar vermişlerdir Kindi Kura’n-ı Kerîm’de yer alan ve goklerin Allaha itaat ettiğine dair ayeti yorumlarken, gök cismlerin değişen şeyler olmadığı için onların secdelerinin olgunlaşma ihtiyaçlarından kaynaklanmış olamayacaklarını dolayısıyla onların secde etmelerinin itaat etme isteklerinden kaynaklandığını , itaatin de iradeyi ve dolayısıyla canlı olmayı gerektirdiğini savunmuştur.

Filozofların semavî cisimlerin canlı oldukları konusundaki düşünceleri, astronomi bilmindeki gelişmelerle birlikte “yanlış”  olarak kabul edilse de bu, onların düşüncelerinin tamamıyla önemsiz olduğu anlamına gelmez. Onlar semavi cisimlere canlılık atfederken , canlılığı yetkinliğin bir ifadesi olarak kabul ediyorlardı. Bunun yanlışlanması mümkün görünmemektedir.

İbn Rüşd hayatın özellikleri arasında ‘belli işlevleri yerine getirme’ ve ‘bilgili olma’yı koyar. Bu yüzden gök cismlerini de hayat sahibi varlıklar olarak kabul eder. Çünkü semavi cismler de, ay altındaki âlemin nesnelerin var olması ve varlıklarını sürdürmesini sağlamaya yönelik son derece düzenli hareketleri bulunduğu için canlı, bilgili  ve ruh sahibidir. Ancak ibn Rüşd’e göre semâvî cisimlerdeki canlılık ay-altı almdeki varlıklardaki canlılık gibi değildir.

İbn Rüşd’e göre yapı, şekil ve işlevleri bakımından farklılık gösteren bir çok organın ahenkli bir bütünlük , düzenli bir işleyiş ve parçası bulundukları organizmanın varlığını sürdürmesine yönelik bir dayanışma içerisinde olmalarını sağlayan güç ve ilke nefis (ruh)tur. Aynı şekilde ahlaki erdemler ve onların zıddı olan nitelikleri izafe edebileceğimiz bir töz ve dayanağa ihtiyaç duyarız ki bu da yine ruh (nefs)tir. Diğer yandan İbn Rüşd aynı şekilde cansız olan inorganik cisimlerin canlı olan organik cisimlere dönüşmesini de ihtira delili çerçevesinde Allah’ın varlığının delili olarak kullanmaktadır.

Hayat her varlık için kendi iç dinamiklerinden kaynaklanan ya da kendisince üretilen değil, dışarıdan alınmış bir şeydir. Hiç bir canlı hayatı bireysel olarak kendisi üretmez.  Hayat ona dışarıdan lütfediilmiş ve çok sayıda unsurun bir araya gelmesiyle ona dışaıdan sunulan bir şeydir. İnsan için de aynı şey geçerlidir. Ancak insana sunulan hayat diğerlerinden farklıdır. Daha sonra ki satırlarda da izah edileceği gibi , insandaki hayat basit bir hayat değildir. Bu, insana verilmiş olan bilince karşılık , ona bir sorumluluk , hakikate bağlanma sorumluluğu da bir hayattır. İnsan kendisine verilmiş olan bu hayatı ona uygun bir şekilde zâyi etmeden sâhibine iâde etmek durumundadır.

Ali Rıza Altan

YORUM EKLE