Prof.Dr.Kürşat Zorlu'nun yazısı "NATO'nun Güvenliği Sadece Füze Sisteminden mi ibaret? "

Türkiye’ye karşı S-400’ler konusunda ABD’nin en büyük savunması NATO’nun (elbette Avrupa’nın) güvenliği… Açıklamalar bu gerekçe üzerinde yoğunlaşıyor.

Prof.Dr.Kürşat Zorlu'nun yazısı "NATO'nun Güvenliği Sadece Füze Sisteminden mi ibaret? "

Türkiye’ye karşı S-400’ler konusunda ABD’nin en büyük savunması NATO’nun (elbette Avrupa’nın) güvenliği… Açıklamalar bu gerekçe üzerinde yoğunlaşıyor. Oysa füze sistemi vermeyerek Türkiye’yi adeta bu tercihe sürükleyen ABD ve kimi AB ülkelerinin NATO’nun güvenliğinin sağlanmasında başka hassas alanların olduğunu hatırlamaları gerekiyor.

Öyle ki günümüz rekabet koşullarında “enerji arzı güvenliği” de en az füze tercihi kadar önemli hale gelmiş durumda. Enerjide asimetrik bağımlılık arttıkça diplomaside etkinlik giderek azalıyor.

Bu konuda en çarpıcı örneklerden biri, son zamanlarda gündemde olan Kuzey Akım 2 doğal gaz boru hattının varlığı ve otaya çıkan tartışmalardır. Adı üzerinde Kuzey Akım 1’in devamı. Kuzey Akım, özü itibariyle Rusya’dan Almanya’ya ve doğal olarak Avrupa’ya doğrudan ve kesintisiz gaz akışı sağlayan bir proje. İkinci kısmın tamamlanması Rusya Almanya topraklarından AB sahasına ikinci deniz altı boru hattını konuşlandırmış olacak ve doğrudan ihracat kapasitesini yılda 110 milyar metreküp olmak üzere ikiye katlayacak.

Bu proje hakkında AB ülkeleri ikiye bölünmüş durumda. Batı Avrupa ülkeleri Almanya, Hollanda, Avusturya projenin devamından yana görünürken Doğu Avrupa ülkeleri Polonya, Litvanya, Slovakya Kuzey Akım 2’yi istemiyor. Fransa ve bunun yanı sıra ABD’nin de bu projeye karşı olduğu biliniyor.

Nitekim 2019'da ABD yaptırımları sebebiyle boruların deniz altına döşenmesi kesintiye uğramıştı. Ancak bu yılın başında Rusya Devlet Başkanı Putin, boru hattını biraz gecikme olsa da kendi başlarına bitirebileceklerini söyledi. 2021 sonu öngörülüyor.

Özellikle Ukrayna, Kuzey Akım 2’den en çok etkilenecek ülke olarak öne çıkıyor. Hatta bazı uzmanlar Rusya’nın bu hat üzerindeki ısrarında Ukrayna’yı daha da sıkıştırmak olduğunu ileri sürüyorlar. Baltık Denizi’nin altına döşenen bu ikinci kısım faaliyete geçtiğinde Ukrayna ve Polonya gaz boru hatları bypass ediliyor.

Son on yıla bakıldığında Rusya’nın Avrupa’ya gaz ihracatını sürekli artırdığı söylenebilir. 2011'de %27 olan bu oran 2019'da %50 sınırına yaklaştı. Rusya gaz ihracatının yarısından fazlasını söz konusu boru hatları ile Avrupa’ya gerçekleştiriyor. Bu yönüyle Rusya AB’nin gaz alımında tek belirleyici tedarikçi haline geldi.

Şimdi bunun adı bir güvenlik sorunu olmuyor da Türkiye’nin Azerbaycan ile sürdürdüğü TANAP, Tap projeleri mi tehlike sayılıyor? Ya da Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de en ucuz ve kestirme yoldan Avrupa’ya gaz ulaştırma teklifi mi tehdit görülüyor? Üstelik Türkiye bir NATO ülkesi olarak enerji arzı güvenliğinde böyle bir öneme sahipken bir başka NATO ülkesi eliyle devre dışı bırakılmak isteniyor.

Türkiye’nin hataları ayrı bir yazı konusu olmakla birlikte yukarıda bahsettiğim gerçeklerin Avrupa farkına varmak zorunda.

Ve Türkiyesiz bir NATO’nun daha büyük tehdit altında kalacağının da...

Ali Rıza Altan

YORUM EKLE