KERKENES

KERKENES

Kerkenes’le Uyanmak…
Yolların kesiştiği yerde, Türkiye’nin tam ortasında yer alan Yozgat toprakları, tarihi boyunca pek çok medeniyete ev sahipliği yapmıştır.
Yozgat tarihiyle, turizmiyle, el sanatlarıyla, yeraltı ve yerüstü kaynaklarıyla keşfedilmeyi, değerlendirilmeyi bekleyen bir hazinedir.
Sorgun Şahmuratlı köyü yakınlarında bulunan, Hattuşaş’ tan sonra Hititlerin kurduğu en büyük kent olan Kerkenes Harabeleri, dünyanın en önemli antik kalıntılarından biridir.
Harabeler çok geniş bir alanı kaplamaktadır. Kerkenes; Hattuşaş ile Kapadokya arasındaki turistik güzergâh üzerinde yer almakta olup, Sorgun merkeze 13 km, Yozgat’a 50 km mesafededir.
Ünlü tarihçi Heredot’un “Antik Pteria” olarak tanımladığı Kerkenes’in Anadolu platosunda bulunan en büyük demir çağı kenti olduğu, 7 km uzunluğunda ve sağlam biçimde tahkim edilmiş 7 kapısı bulunan bir surla çevrilmiş olduğu tahmin edilmektedir.
Kerkenes dağı antik kentinde ilk yüzey araştırması çalışmaları 1993 yılında başlamış, 1998-2000 yıllarında müze ile kalıtımlı araştırma şekline dönüşmüştür. 2001 yılından bugüne kadar da İngiliz uyruklu Dr. Geoffrey Summers başkanlığında kazı ve araştırmalar devam etmektedir.
Şehrin demir çağında M.Ö. 600 yıllarında Medler tarafından kurulduğu tahmin edilmekte ise de 2003 kazı sezonunda Frigce yazıtlar bulunması, kentin yıkılmadan önce büyük ölçüde Frigleştiğini göstermektedir. Kentin yaklaşık 7 km. olan sur duvarları 2,5 kilometrekarelik bir yerleşim alanı oluşturmaktadır.
Heredot, Kerkenes Dağı üzerinde yer aldığı tahmin edilen Pteria şehrini Halys ırmağının (günümüzde Kızılırmak) doğusunda ve Kapadokya bölgesinin en iyi korunan şehri olarak tanımlamaktadır. Heredot’a göre bu şehir 547 yılında Pers kralı Krezüs tarafından kuşatılmış, kent zaptedilmiş, halkı esir alınarak yakılmış ve surları yıkılmıştır.
Bugün, Kerkenes harabelerini çepeçevre saran sur kalıntıları yerinde durmaktadır.
Kerkenes’ in hafif eğimli arazisinin tam orta yerinde “Sülüklü Göl” (Büyük Göl) olarak anılan yaklaşık çapı 20 m. olan bir su birikintisi bulunmaktadır. Bu gölün benzerleri olan “Kızlar” ve “Atlar” gölleri de yine Kerkenes harabeleri içinde yer almaktadır.
Yapılan araştırmalar ve kazılarda ortaya çıkarılan materyallere bakılacak olursa, Med imparatorluğunun da diğer eski çağ imparatorlukları gibi gösterişi sevdiği görülmektedir.
Kazı çalışmaları sırasında bulunan bir mobilyaya ait fildişi süsleme parçası, Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde sergilenmektedir. Antik kent yakılıp yağmalandığı için nitelikli kültür varlıklarına nadir olarak rastlanmaktadır. 2004 yılı kazı ve araştırmaları 32 kişilik bir ekiple yapılmıştır. Ekip, saray yapı grubu girişinde kazı çalışması yapmış, avlu döşemelerini ortaya çıkarmıştır.
2004 yılı sonuçlarından biri de kentin yıkılışından 1000 yıl sonra Bizans döneminde bile kaçak kazı ve talana uğradığını ispat eden bir Bizans sikkesinin bulunması olmuştur.
Harabelerin tamamen gün ışığına çıkartılarak turizme kazandırılması için yabancı ve yerli arkeologlardan oluşan kazı heyeti, çalışmalarına devam etmektedir.
Kerkenes insan başına benziyor!
Araştırmacı-yazar, Tarihçi Yasin Gökhan, Kerkenes Harabelerini incelerken, şehrin planının insan kafasına benzediğini tespit etti.
Başta, Sorgun’un tarihi ve turistik değerleri olmak üzere, Türkiye ve dünyadaki belli başlı tarihi yerleri, gezip inceleyen Yasin Gökhan, Kerkenes’le ilgili de önemli tespitlerde bulundu.
Yasin Gökhan’ın Kerkenes antik kentinin planının insan kafasına benzediğine dair yaptığı tespiti, başvurduğu ressamlar ve heykel sanatçıları da yaptıkları analiz ve tetkik çalışmaları ile doğruluyorlar.
Yasin Gökhan’ın ortaya koyduğu bu gerçek, arkeologlar ve tarihçiler tarafından da ilgiyle karşılandı ve incelemeye alındı.
Tarihçi Yasin Gökhan bu konuda şunları söylüyor:
“Dikkatle bakarsanız Kerkenes şehrinin planının insan kafasıyla birebir uyuştuğunu görürsünüz. Dış hatlar gerçekten kusursuz ve insan kafasının hatlarıyla birebir uyuyor. Hatta iç kısımlarda dahi insan kafasının model alındığını gösteren deliller ve uygunluklar görülmektedir. Mesela kale, tam kulak kısmına yerleştirilmiş.
Şehrin planı ve model alındığı düşünülen robot resim birlikte incelendiğinde aksini düşünmek adeta imkânsız…
2,5 kilometrekarelik yüzey alanlı bir insan kafası planı üzerine kurulu şehir modeli dünyada eşsiz.
Bu eşsiz özelliği nedeniyle Kerkenes UNESCO’ nun Dünya Mirası Listesi'ne girmeyi hak ediyor.
Gökhan şöyle devam ediyor:
“Aslında ben miğferli bir kafa, yani bir askeri lider kafası çıkacağını tahmin ediyordum ama sanatçı arkadaşlar bunun mümkün olmadığını, kafanın kesinlikle miğfersiz olduğunu belirttiler. Buna da çok sevindim. Çünkü burasının, yani Kerkenes’in çok önemli bir özelliği daha var. Dünya tarihinde “Battle of Eclipse” yani “Güneş Tutulması Savaşı” ile bilinir. Tarihin babası Heredot’ a göre; Medler ve Lidyalılar arasındaki 6 yıl süren savaş, tam güneş tutulması yaşanması sebebiyle “Tanrılar savaşı istemiyor!” diye yorumlanarak barış ile sonuçlanmıştır.
Bir Üniversite Şehri
Kerkenes şehri, planından da anlaşıldığı gibi savaşmak için kurulmamış. Burası bir bilim şehri, bir akıl şehri, bir düşünce şehri. Yani, insanı insan yapan özelliğin üzerine kurulmuş bir şehir. Şehri kuranlar ta başında ortaya koydukları planla bunu anlatmaya çalışıyor.
Kim bilir burası belki de bir üniversite kenti, bir bilim sanat merkezi idi.
Kerkenes antik kentinde bulunan kalıntılar, bu şehirde yaşayan insanların hayvan sevgisindeki içtenliklerini, doğaya olan bağlılıklarını ve yaşam sevinçlerini göstermektedir.
Bu kalıntılardan en önemlisi kuşkusuz koyun figürleriyle bezenmiş eşsiz bir süs eşyasıdır. Bu eser; Kerkenes antik Anadolu medeniyetlerinin temel karaktersizliğini, özgünlüğünü ve doğayla barışık yaşam sevincini yansıtan muhteşem bir kültürel mirasıdır. Adeta günümüzün markaları, logoları gibi altın ve kehribar tanecikleriyle bezenerek görkemle sıralanmış hayvan figürleriyle donatılmıştır. Tamamen el işçiliği olan bu eşsiz fildişi plaka, kültürel mirasımızın doğallığına, zenginliğine, incelik ve içtenliğine tüm ilgileri cezbedecek tarih sevgisini bir solukta hissettirmesi ile bilginin gizem ve çekiciliğine eşsiz bir örnektir.
Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz ki; Sorgun topraklarında yaşayan bu halk, diğer uygarlıklar gibi zamanın en büyük medeniyetini yaşamıştır.
Kerkenes’te Güneş Tutulması ve Barış
2500 yıl önce yaşanan Güneş tutulması, Kerkenes Dağı eteklerinde savaşan Medler ve Lidyalıların barışına neden olmuş, M.Ö. 550’de savaşın en yoğun anında Ay’ın, Dünya ile Güneş’ in arasına girerek günü karartması üzerine, Medler ve Lidyalılar, tanrıların savaş istemediğini düşünerek, savaşın yapıldığı Kerkenes Dağı eteklerinde savaşa son vermişlerdi.
Kerkenes harabelerinin dünyada tanınması üzerine zaman zaman meydana gelen güneş tutulmalarının da dünyanın çeşitli ülkelerinden binlerce insan güneş tutulmasını izlemek üzere Kerkenes Dağın’a gelmektedir.
Söz buraya gelmişken Yozgat turizmi üzerine de iki çift laf etmek şart oldu.
Bana göre çok büyük turizm potansiyeli olan Yozgat’ta acil bir turizm planlaması yapılmalı ve uygulamaya konulmalıdır.
Yozgat’ın turizm potansiyeli üç grup içerisinde değerlendirilebilir: Sağlık Turizmi, Tarih ve Kültür Turizmi, Agro Turizmi
Sağlık Turizmi kapsamı içerisine giren Termalizm, Yozgat'ta hemen ön plana çıkan turizm şeklidir. Bildiğiniz gibi termal turizm jeotermal suların temizlik, dinlenme, zindeleşme ve sağlık amaçlarıyla değerlendirilmesine dayanmaktadır. Yozgat, termal turizm kapasitesi açısından Türkiye’de ilk sıralarda gelmektedir.
Bu bağlamda Tarihi Kral Kızı Hamamı (Sarıkaya Roma Hamamı) başta olmak üzere, Sorgun, Boğazlıyan, Saraykent kaplıcaları termal turizm programı kapsamında değerlendirilmeli; ulusal ve uluslararası platformlarda tanıtımları yapılmalıdır.
Yozgat’ımızın sahip olduğu en önemli turizm potansiyelinden biri de “tarih ve kültür turizmi”dir.
İlimiz sınırları içinde bulunan Kazankaya Kanyonu, Akdağmadeni Ormanları, Kerkenes Harabeleri, Hapis Boğazı Harabeleri, Çadırhüyük ve Kuşaklıhüyük, Alişar Hüyüğü kazı alanları ile birlikte: Hattuşaş, Kapadokya, gibi turizm merkezlerine yakınlığı da göz önüne alınırsa Yozgat’ın ne kadar önemli bir turizm potansiyeline sahip olduğu görülecektir.
Yozgat’ta gerçekleştirilecek en önemli turizm faaliyetlerinden biri de “agro turizmdir” Kısaca “ziraat turizmi” diyebileceğimiz bu turizm çeşidi Yozgat için çok uygundur. Bu konu aslında kısaca anlatılmayacak kadar önemlidir deyip burada keselim.
İleriki zamanlarda “Yozgat Turizminin Uyanışı”, “Yozgat’ta Agro Turizm”, “Kerkenes Barış Şenlikleri”, başlıkları altında konuyu işlemeye devam edeceğiz inşallah.

YORUM EKLE